|
uçlarda
sivri ve işlem orta eksenden başladığı için hep tek sayıda çevirdikleri
dilimler, genellikle maun, ceviz, paduk, vengi, nadiren de kelebek,
erik veya zeytin ağacındandır. Önceden ısıtılarak kalıbın eğimli profili
kabaca verilen dilimler ütü ve ince kağıt yardımıyla kalıba çekildikten
sonra, belirli yerlerdeki küçük monte çivileri çıkarılarak kalıptan
alınır ve bu defa dilimlerin içbükey yüzeyi, çenber ve filetoların
uzun birleşme hattı boyunca kalın kağıt veya extrafor yapıştırılarak
kuvvetlendirilir.
Tekne bitip kalıptan çıktıktan sonra, sivri uçtaki dip takozunun aksi
ucunda, teknenin geniş baş tarafına içten yapışık, 12-14 cm genişlik,
7-9 cm yükseklik ve 8-10 cm kalınlığındaki bir 'baş takozu' görülür
ki, amacı teknenin geniş alt ucunu, sivrilerek gelen dilim ve filetolarıyla
birlikte daha iyi koruyabilmektir. Teknenin kalıptan çıkarılmasından
sonraki ilk iş; baş taraftaki simetri ekseninin üzerine 'ayna' adı
verilen, tekneye yakın renk ve malzemeden 10-15 x 5-6 cm x 3-4 mm
ölçüsünde (düz veya tırtıllı uçları 0.5 mm.ye düşürülmüş) yarım daire
bir parçanın yapıştırılmasıdır. Kapak takıldıktan çok sonra tekne
ile birlikte cilalanacak olan bu parçanın görevi, gitgide incelerek
uçta birleşen az-çok farklı boylardaki dilim ve filetoların birleşme
pisliğini kapatmaktır. Kalıptan çıktığında henüz kapaksız, sapsız
ve burguluksuz olan Ud'un teknesi, eline hiç ud almamış insanları
şaşırtacak şekilde, 300 ila 600 gram arasındadır (dilim ağacının özgül
ağırlığı ve dilimlerin sayısına göre). Bu arada belirtelim ki Ud'un
dilimleri ne kadar çoksa (23-27), tekne yuvarlağı o kadar iyi sağlanır,
dolayısıyla sazın kalitesi o nispette artar. Sesin yansıması ışık
gibi olduğu için, ses dalgalarının çarpıp geri (kafeslerden dışarı)
döndüğü iç yüzeyin kırıksız ve pürüzsüz olması çok önemlidir. |
|
|
|
|
Yaklaşık
36x47 cm ölçüsündeki armudî formlu tekneden sonra, sıra sap'ın takılmasına
gelir. 19 veya 19.5 cm boy, ince tarafı 36 ilâ 40, geniş tarafı 56
ilâ 58 mm genişlik, yine ince ucunda 13, geniş ucunda 26 mm kalınlıkta
bir kesik silindirik koni formunda olan gürgen sap, tekneye, bunun
sivri ucuna konmuş 'dip takozu' denilen eliptik koni aracılığıyla
ve dip takozundaki dişi, sapın geniş ucundaki erkek olan bir kırlangıç
kuyruğu detayı ile tesbît edilir. Bu tür birleşmenin amacı, gerili
tellerin çekim gücüyle sapın 'öne gelip' telleri yükseltmesinin (dolayısıyla
icrâyı zorlaştırmasının) önlenmesidir. Ud almak niyetinde olan okuyucularımıza
ikinci önemli tavsiyemiz, sapın gövdeyle birleştiği (teknik adıyla
'tiz nevâ') noktasında telle sap arasındaki mesafeyi 3 mm.den fazla
olan Ud'lara yaklaşmamalarıdır. Bu mesafenin 4 ilâ 5 mm arasında olduğu
Ud'lara 'sapı atmış' denir ve tamiri güç ve masraflıdır. Yapıcı ve
icrâcıların sapa yakın telden kaçınmalarının sebebi, çalınırken cızlama
(veya çırpma) gerekçesidir ki, aslında bu konu yapım değil, çalma
tekniği ile ilgilidir.
Ud'un sapının parmakların gezineceği üstteki düz kısmı, geniş ön kısmındaki
kalınlığı 2, dar arka ucundaki kalınlığı 4-5 mm olan, abanoz ağacından
süssüz-desensiz bir klavye ile (tuş veya perdelik); avuç içine oturacak
arkadaki basık yuvarlak kısmı ise, tekne ağacından kaplama ve filetolarla
kaplanır. Sapın tekneyle birleştiği yuvarlak alt kısmına, tekne kuyruğuna
doğru incelerek gelen dilim ve filetoların, birleşme yerindeki pisliğini
kapatmak için de, sap yuvarlağını sardığı için 'bilezik' adı verilen,
tekne ağacından 3 mm genişlik - 0.5 mm kalınlıkta bir kaplama yapıştırılır.
Bazı yapıcıların at nalı gibi kalın ve kaba yaptığı, oysa ne kadar
ince olursa o kadar zarif olan bileziğin cilâsı en sonda tekne ile
birlikte yapılacaktır.
Sapın takılmasından sonra sıra, göğüs (veya kapağın) tekneye kapatılmasına
gelir. Ud'un en önemli parçası olan kapak; kabaca 20 x 50 cm x 3 mm
ölçüsündeki budaksız akçam (ladin) ağacından kesilip uzunlamasına
simetrik olarak ve 1-3 mm genişliğindeki çok düzgün elyafının geniş
olanları ortaya, ince olanları kenarlara gelecek şekilde yapıştırılmış
bir elemandır. Tesviye sonunda 36 x 48 cm'lik armudî formuna ve 1.7-2.2
mm kalınlığa getirilen kapağın üzerinde, biri büyük (8.5-9 cm çapında),
ikisi küçük (4.2-4.4 cm çapında), teknenin iç cidarına çarpan seslerin
geldikleri açıyla dışarıya çıkmasını kolaylaştıracak 'kafes' adlı
üç delik bulunur. Bu deliklerde etrafındaki 2-3 şeritli sade fileto
oyukları çizildikten sonra, önce fileto oyukları 0.5 mm olarak kesici
pergelle açılır, sonra da kafes delikleri delinir. Kapağın altında
ise, ustadan ustaya az farkla değişen mesafe ve kalınlıklarda 7 adet
balkon vardır. Ladin ağacından (suları uzunlamasına kesilmiş) 5-7
mm taban ve 3 ilâ 13 mm yüksekliğindeki (kare veya dikdörtgen kesitli
uçlarından tekneye yapışacak) yatık veya gibi, tellerin göğse verdiği
(geriliyken 85 kg/cm²lik) yükü teknenin yan duvarlarına aktarmaktır.
Göğüsle teknenin yatık L profilli birleşmesi fileto denen süs-fonksiyon
elemanıyla kapatılır.
Şimdi sıra, lütyelerin ( klavye ), sertliğiyle ünlü abanoz ağacından
yapılan, 36-37 cm boy (iki parçalı) ve 2-5 mm kalınlığındaki 'tuş'un
(Fran. touche) takılmasındadır. Ud perdeliği gelenekte sapla göğsün
birleştiği yere kadar yapılır, geniş olan alt ucu, göğüs oyularak
yerleştirilen abanoz ağacından kalp motifli (ve tabiî filetolu) bir
parçayla bitirilirdi (bugün dahi ucuz olması bakımından Ud'ların büyük
kısmı böyle yapılıyor). Unutulmamalı ki tek, ikili veya üçlü açık-koyu
renkli filetolar, zarif ve asîl Türk Ud'unun yegâne süs unsurudur.
Teknesi-sapı-burguluğu sedef ve fildişi kaba kakmalarla doldurulmuş,
ağaç oyma kafesine yazılar yazılmış bol süslü Ud'lar Şam ve Kahire
işi olup bizim Ud'larımızdan 2-3 misli daha ağırdır (Türk udîler bu
tür Ud'lara kamyon derler). Sazın sade (bu yüzden de hafif) olmasını
tercîh eden Türk lütyelerin yaptığı Ud'larda tekne-sap-mızraplık bu
sebeple süssüzdür. Çağdaş Ud'ların bir de 'uzun klavyeli' olanı vardır
ki ud virtüozu Şerif Muhiddin Targan'ın (1892-1967), piyanodan sonra
üçüncü sazı olan viyolonselin tuşundan mülhem olarak başlattığı bir
uygulamadır ve bugün pahalı Ud'larda oldukça yaygındır. Kalp motifli
bitirme parçası yerine paralel genişlemeyle büyük kafese kadar uzatılan
klavyenin amacı, kafese kadarki 'ileri' pozisyonlarda göğsü parmak
temasıyla sağırlaştırmadan, daha net ses almaktır.
Ud'un ‘burguluk’ denen elemanı, 4 cm.den 1.7 cm.e çok estetik bir
sinüsoidle inen, 36-38 mm.den 22-24 mm.ye daralan iki yanağı 5 mm
kalınlığında ıhlamur ağacından yapılıp, yanakları ve arkası teknenin
ağacıyla kaplanan (böylece yanak kalınlığı 7 mm.ye çıkan) U kesitli
bir parçadır. Yanaklarında ‘burgu’ adı verilen kulaklar için özel
havya ile üstte 6, altta beş hafifçe konik delik açılmış, yanak profilleri
alt ve üstten aynı veya kontrast renkte filetolarla süslenmiştir.
Yanakların üst kenarına konan filetolar, üstten bakılınca yanağı ince
göstersin diye yarım parabolik pahlı yapılır. Burguluğun tepe ucu,
kalitesiz Ud'larda olduğu gibi küt ve güdük değil, keman sapındaki
‘salyangoz’a muâdil “gaga” adı verilen yuvarlak ve oyuklu (tekne ağacından)
ufak bir parçayla nihayetlendirilir. Burguluk ve filetoları gibi,
gaganın form ve işçiliğindeki estetik dahi Ud'un kalitesi hakkında
fikir veren unsurlardır. Burguluk sapa, bir tür kırlangıç kuyruğu
detayı ve yaklaşık 40-42 derecelik bir açıyla tesbît edilir. Bu işler
yapılırken, ince zımparası yapılmış olan göğüs, kirlenmemesi için
kâğıtla kaplanmıştır. Artık sıra cilâdadır.
Önceki safhalarda sistreyle temizlenip muntazam hâle getirilmiş olan
tekne, sap ve burguluk, son olarak çeşitli kalınlıklarda zımparalarla
defalarca işlem görerek iyice pürüzsüz hâle getirilir. Çok aşamalı
gomalak (veya selülozik) cilâ-zımpara-tekrar cilâ işlemlerinden sonra
tekne kurumaya bırakılır. Abanoz klavye üzerine de mat ve uçucu bir
cilâ çekildikten sonra, bir yün kumaş parçasıyla ovularak parlatılır
(prensip olarak klavyeye cila sürülmez, ağacın kendi mat parlaklığıyla
yetinilir). Ud'un göğsü de, en son tel takılmasından önce zımparalanıp
temizlenir, ancak cilâlanmayıp tabiî renk ve elyâfıyla bırakılır.
Tekne cilâsı kuruduktan sonra sıra, en önemli parçalardan biri olan,
gürgen ağacından 2.5 cm en, 14 cm boy ve 1 cm yükseklikte, uzun siperlikli
şapka kesitindeki 11 delikli ‘büyük eşik’in, kapak dibinden 8.5 ilâ
11 cm içeriye, üzerine ağırlıklar konarak yapıştırılmasına gelir.
Pest tellerin kalınlığı sebebiyle, kapak üzerinde tel yüksekliklerinin
farklı olmaması için, delikler -inceden kalına doğru çıktıkça- kapağa
biraz daha yakın şekilde delinir; yine aynı sebeple, atılan düğümler
tel boylarını farklı hâle getirmemesi için, eşik kapak dibine tam
paralel değil, üst ucu kapak dibine 1 mm daha yakın olarak yapıştırılır.
Masif büyük bir eleman olan eşiğin (boncuk tutkalla) yapıştırılmasından
doğan tutkal akıntıları önce sıcak sulu temiz bezle, sonra da göğse
zarar vermeyecek şekilde çok ince (mes. 400 no.) zımparayla temizlenir.
‘Küçük eşik’ (veya Kemik) adı verilen, 36-40 mm boy, 3 mm kalınlık
ve 5-6 mm yükseklikteki, üstü geriye doğru hafifçe yuvarlatılmış fildişi
parça ise, kırlangıç uçlu burgulukla klavyenin birleştiği L profilli
açıklığa oturtulur (tellerin basıp geçeceği bir köprü niteliğinde
olduğu -gerektiğinde sökülmesi de gerekebileceği- için fazla kuvvetli
yapıştırılmaz). Çok muntazam hazırlanmış bir şablonla tel yerleri
kemiğin üzerinde belirlendikten sonra, beşi çift, biri tek 11 tel
için minik oluklar açılır. İlk takılmada ve sonraki akortlamalarda
tellerin kopmaması için, hem ileri-geri sürtülen kullanılmış tellerle
oluklar belirginleştirilir, hem de kuru sabun tatbikiyle iyice kaygan
hâle getirilir.
Ud'un sayısı 11 olan ‘burgu’ları abanoz, pelesenk, vengi, paduk veya
gürgenden, üstte 7, altta 5 mm çapında, akort için tutulup döndürülecek
yuvarlak baş kısımları parmakların rahatça oturacağı kulak memesi
profilinde içbükey (2 x 2,4 cm), burguluğun yanaklarındaki hafifçe
konik yuvalarına giren konik gövde kısımları ise -baştaki en büyükten
uçtaki en küçüğe- 4,5 ilâ 2,5 cm boydadır.
Hazırlayan :
Ali Tutan
alitutan@turkmusikisi.net
http://www.turkmusikisi.com/calgilar/ud/ud.asp
http://groups.yahoo.com/group/turkmusikisi
Kaynaklar :
Cinuçen Tanrıkorur'un Aksiyon dergisinde yayımlanan "UD'1-5" yazı
dizisi.
Büyük Türk Mûsikîsi Ansiklopedisi - Yılmaz Öztuna
Mûsikî Sözlüğü - Mahmud Râgıp Gâzîmihâl
Türk Mûsikisi - Râuf Yekta Bey
Mutlu Torun Ud Metodu
Ş.M.Targan Ud Metodu
Onur Akdoğu Ud Metodu
Sâim Konakçı'nın ders notları. |
|
|
|